
Yazar: Vocab Team
Son güncelleme:
İngilizce Modal Fiiller: Can, Could, Should ve Kullanımları
Vocab ile gerçek İngilizce kelime hazinesi oluşturmaya başla
Ücretsiz indir. Aralıklı tekrar, konu listeleri ve ana dili telaffuzuyla daha hızlı öğren; öğrendiğin kelimeler aklında kalsın.
İngilizcede modal fiiller nedir?
Modal fiiller, bir eyleme yetenek, olasılık, izin, tavsiye, zorunluluk veya nezaket gibi anlamlar ekleyen yardımcı fiillerdir. Bu derste özellikle can, could ve should arasındaki farkları öğrenecek, diğer yaygın modal fiilleri de doğru bağlamda kullanmayı göreceksiniz.
Örneğin aynı ana fiil, kullanılan modal fiile göre farklı bir anlam kazanır:
- I can drive. Araba kullanabilirim. Burada yetenek anlatılır.
- I could drive when I was eighteen. On sekiz yaşındayken araba kullanabiliyordum. Geçmişteki genel bir yetenek anlatılır.
- You should drive more carefully. Daha dikkatli araba kullanmalısın. Bu bir tavsiyedir.
- You must wear a seat belt. Emniyet kemeri takmak zorundasın. Güçlü bir gereklilik anlatılır.
Modal fiillerle cümle kurma kuralları
Olumlu cümle
Temel yapı şöyledir:
Özne + modal fiil + fiilin yalın hali
- She can speak English. İngilizce konuşabilir.
- We should leave now. Şimdi ayrılmalıyız.
- It might rain tonight. Bu gece yağmur yağabilir.
Modal fiilden sonra ana fiilin başına genellikle to gelmez. Bu nedenle can to speak veya should to go denmez.
Olumsuz cümle
Modal fiile not eklenir:
- I cannot swim. Yüzemem.
- You should not worry. Endişelenmemelisin.
- They might not come. Gelmeyebilirler.
Konuşma dilinde cannot yerine çoğunlukla can't, should not yerine shouldn't ve could not yerine couldn't kullanılır.
Soru cümlesi
Modal fiil öznenin önüne gelir:
- Can you help me? Bana yardım edebilir misin?
- Should we call her? Onu aramalı mıyız?
- Could I sit here? Buraya oturabilir miyim?
Modal fiiller he, she, it ile kullanıldığında -s almaz:
- He can cook. Yemek yapabilir.
- She should rest. Dinlenmeli.
He cans cook ve she shoulds rest biçimleri yanlıştır.
Can kullanımı
Can, en sık yetenek, günlük izin ve mevcut imkan anlatır. Türkçeye bağlama göre “-ebilmek” veya “-abilmek” şeklinde çevrilir.
Yetenek
- I can play the piano. Piyano çalabilirim.
- My sister can solve this problem. Kız kardeşim bu problemi çözebilir.
- He can't hear you. Seni duyamıyor.
İzin isteme ve verme
Can I...? günlük konuşmada doğal ve yaygın bir izin isteme biçimidir.
- Can I open the window? Pencereyi açabilir miyim?
- You can use my phone. Telefonumu kullanabilirsin.
- You can't park here. Buraya park edemezsin. Bağlama göre izin verilmediği anlaşılır.
Mevcut imkan veya genel olasılık
- We can meet after work. İşten sonra buluşabiliriz.
- This road can be dangerous in winter. Bu yol kışın tehlikeli olabilir.
- Anyone can make a mistake. Herkes hata yapabilir.
Buradaki can, belirli bir tahminden çok genel olarak mümkün olan bir durumu anlatır. Belirsiz bir tahmin için çoğu zaman may, might veya could daha uygundur:
- It might rain this evening. Bu akşam yağmur yağabilir.
Can gelecek zamanda nasıl kullanılır?
Can ayrı bir gelecek zaman eki almaz. Gelecekteki bir plan, izin veya imkan bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa doğrudan kullanılabilir:
- I can call you tomorrow. Seni yarın arayabilirim.
- We can discuss it next week. Bunu gelecek hafta konuşabiliriz.
Ancak gelecekte kazanılacak bir yetenekten veya belirli bir gelecekte mümkün olacak bir eylemden söz ederken will be able to daha açıktır:
- After the course, you will be able to write reports in English. Kurstan sonra İngilizce rapor yazabileceksin.
- I won't be able to attend the meeting tomorrow. Yarın toplantıya katılamayacağım.
Will can kullanılmaz. “Yapabileceğim” demek için will be able to kullanılır.
Could kullanımı
Could, geçmişteki genel yetenek, kibar rica, ihtimal ve varsayımsal imkan anlatabilir. Her cümlede yalnızca “can fiilinin geçmiş hali” olarak düşünülmemelidir.
Geçmişteki genel yetenek
- I could read when I was five. Beş yaşımdayken okuyabiliyordum.
- She could run very fast at school. Okul yıllarında çok hızlı koşabiliyordu.
- We couldn't understand the teacher. Öğretmeni anlayamıyorduk.
Geçmişte tek bir olayda elde edilen başarıyı vurgularken was/were able to daha doğal olabilir:
- The door was locked, but we were able to open it. Kapı kilitliydi ama onu açmayı başardık.
Burada genel bir beceri değil, belirli bir olayda başarıyla tamamlanan bir eylem vardır.
Kibar rica ve izin
Could, can biçimine göre daha mesafeli veya nazik duyulabilir. Geçmiş zaman anlamı taşıması gerekmez.
- Could you speak more slowly, please? Lütfen daha yavaş konuşabilir misiniz?
- Could I borrow your pen? Kaleminizi ödünç alabilir miyim?
- Could you send me the file today? Dosyayı bugün bana gönderebilir misiniz?
İhtimal
- This could be the right answer. Bu doğru cevap olabilir.
- There could be a delay. Bir gecikme olabilir.
- He could still change his mind. Hâlâ fikrini değiştirebilir.
Varsayımsal imkan
- If I had more time, I could learn another language. Daha fazla zamanım olsaydı başka bir dil öğrenebilirdim.
- We could go for a walk if it stopped raining. Yağmur dursa yürüyüşe çıkabilirdik.
Should kullanımı
Should, tavsiye, doğru olduğu düşünülen davranış ve beklenti için kullanılır. Türkçeye çoğunlukla “-meli” veya “-malı” şeklinde çevrilir.
Tavsiye
- You should get some rest. Biraz dinlenmelisin.
- You should check your email again. E-postanı tekrar kontrol etmelisin.
- What should I say to her? Ona ne söylemeliyim?
Olumsuz tavsiye
- You shouldn't skip breakfast. Kahvaltıyı atlamamalısın.
- We shouldn't make a decision too quickly. Çok hızlı karar vermemeliyiz.
Beklenti
- The train should arrive at six. Trenin saat altıda gelmesi bekleniyor.
- This key should open the door. Bu anahtarın kapıyı açması gerekir.
- They should be home by now. Şimdiye kadar eve varmış olmaları gerekir.
Bu kullanımda should, bir emir değil, eldeki bilgiye dayanan makul bir beklenti anlatır.
Geçmişle ilgili pişmanlık veya eleştiri
Yapı should have + fiilin üçüncü hali biçimindedir:
- I should have called you. Seni aramalıydım ama aramadım.
- You shouldn't have shared that message. O mesajı paylaşmamalıydın ama paylaştın.
- We should have left earlier. Daha erken ayrılmalıydık ama ayrılmadık.
Can, could ve should arasındaki fark
Aynı durum üzerinde farkı görelim:
- Can you drive me to the station? Beni istasyona götürebilir misin? Günlük ve doğrudan bir rica.
- Could you drive me to the station? Beni istasyona götürebilir misiniz? Daha nazik bir rica.
- You should drive to the station. İstasyona arabayla gitmelisin. Bir tavsiye.
Başka bir karşılaştırma:
- I can finish the report today. Raporu bugün bitirebilirim. Yeteneğim veya imkanım var.
- I could finish the report today. Raporu bugün bitirebilirim. Bu mümkün bir seçenek, ancak daha az kesin veya bir koşula bağlı olabilir.
- I should finish the report today. Raporu bugün bitirmeliyim. Bunu yapmak doğru veya gerekli görünüyor.
Diğer yaygın modal fiiller
May ve might
May ve might, belirsiz olasılık anlatır. Aralarındaki kesinlik farkı her bağlamda sabit değildir; ikisi de “olabilir” anlamına gelebilir.
- She may join us later. Daha sonra bize katılabilir.
- I might stay at home tonight. Bu gece evde kalabilirim.
- It may not work. İşe yaramayabilir.
May I...? daha resmi veya nazik bir izin isteme biçimidir:
- May I come in? İçeri girebilir miyim?
Must ve have to
Must güçlü zorunluluk, kesin kural veya güçlü mantıksal çıkarım anlatabilir:
- You must wear a helmet. Kask takmak zorundasın.
- I must remember to call her. Onu aramayı mutlaka hatırlamalıyım.
- The lights are on. They must be home. Işıklar açık. Evde olmalılar.
Have to, özellikle dış koşullardan veya kurallardan kaynaklanan zorunluluklarda yaygındır:
- I have to start work at eight. İşe saat sekizde başlamak zorundayım.
- We had to cancel the trip. Geziyi iptal etmek zorunda kaldık.
- She will have to wait. Beklemek zorunda kalacak.
Mustn't ve don't have to
Bu iki yapı aynı anlama gelmez:
- You mustn't enter this room. Bu odaya girmemelisin. Girmek yasak.
- You don't have to enter this room. Bu odaya girmek zorunda değilsin. İstersen girebilirsin, ancak gerekli değil.
Would
Would, kibar teklifler ve ricalar, varsayımsal durumlar ve geçmiş alışkanlıklar için kullanılır:
- Would you like some coffee? Biraz kahve ister misiniz?
- Would you help me with this box? Bu kutu konusunda bana yardım eder misiniz?
- If I lived near the sea, I would swim every day. Deniz kenarında yaşasaydım her gün yüzerdim.
- When we were children, we would play outside for hours. Çocukken dışarıda saatlerce oynardık.
Sık yapılan hatalar
Modal fiilden sonra to kullanmak
Yanlış: She can to speak French.
Doğru: She can speak French. Fransızca konuşabilir.
Would like to ve have to gibi yapılar farklı kalıplardır. Buradaki to, doğrudan can, could veya should kuralına örnek değildir.
Üçüncü tekil kişide modal fiile -s eklemek
Yanlış: He cans swim.
Doğru: He can swim. Yüzebilir.
Soru kurarken do veya does kullanmak
Yanlış: Do you can help me?
Doğru: Can you help me? Bana yardım edebilir misin?
Tavsiye ile zorunluluğu karıştırmak
- You should see a doctor. Doktora görünmelisin. Bu bir tavsiye.
- You must show your ID. Kimliğini göstermek zorundasın. Bu güçlü bir gereklilik veya kural.
Mustn't ile don't have to ifadelerini karıştırmak
Mustn't yasak, don't have to ise zorunluluk bulunmaması demektir. Bu fark, cümlenin anlamını tamamen değiştirir.
Alıştırma
Boşluklara can, could, should, shouldn't, must, mustn't, might veya will be able to seçeneklerinden uygun olanı yazın. Bazı seçenekler birden fazla kez kullanılabilir.
- You look tired. You ___ go to bed earlier.
- When my father was young, he ___ run ten kilometres easily.
- ___ you open the door for me, please?
- Students ___ use their phones during the exam. It is forbidden.
- I am not sure, but Deniz ___ come to the party.
- After more practice, you ___ speak more confidently.
- I ___ meet you tomorrow afternoon. I am free then.
- You ___ eat so much sugar. It is not good for you.
- All visitors ___ show their tickets at the entrance.
- ___ I use your charger for a minute?
Cevap anahtarı
- should: You should go to bed earlier. Daha erken yatmalısın. Tavsiye veriliyor.
- could: He could run ten kilometres easily. On kilometreyi kolayca koşabiliyordu. Geçmişteki genel yetenek anlatılıyor.
- could: Could you open the door for me, please? Lütfen benim için kapıyı açabilir misiniz? Kibar bir rica.
- mustn't: Students mustn't use their phones during the exam. Öğrencilerin sınavda telefon kullanması yasaktır.
- might: Deniz might come to the party. Deniz partiye gelebilir. Sonuç kesin değil.
- will be able to: You will be able to speak more confidently. Daha özgüvenli konuşabileceksin. Gelecekte kazanılacak beceri anlatılıyor.
- can: I can meet you tomorrow afternoon. Yarın öğleden sonra seninle buluşabilirim. Gelecekteki uygunluk bağlamdan anlaşılıyor.
- shouldn't: You shouldn't eat so much sugar. Bu kadar çok şeker yememelisin. Olumsuz tavsiye veriliyor.
- must: All visitors must show their tickets. Tüm ziyaretçiler biletlerini göstermek zorundadır. Bir kural anlatılıyor.
- can: Can I use your charger for a minute? Şarj aletini bir dakikalığına kullanabilir miyim? Günlük bir izin isteği. Daha nazik bir bağlamda could da kullanılabilir.
Kısa seçim rehberi
Cümle kurmadan önce vermek istediğiniz anlamı belirleyin:
- Yetenek veya günlük imkan için can kullanın.
- Geçmişteki genel yetenek ya da kibar rica için could kullanın.
- Tavsiye ve makul beklenti için should kullanın.
- Belirsiz ihtimal için may veya might kullanın.
- Güçlü zorunluluk için must ya da bağlama göre have to kullanın.
- Gelecekte kazanılacak yetenek için will be able to kullanın.
- Yasak anlatırken mustn't, zorunluluk olmadığını anlatırken don't have to kullanın.
Modal fiili seçtikten sonra ana fiili yalın halde getirin. Bu iki adım, can, could, should ve diğer modal fiillerle doğru cümle kurmanın temelidir.
Önerilen yazılar

İngilizcede Zaman Edatları in, on, at Hakkında Detaylı Rehber — Bölüm 2

İngilizce Zaman Edatları: In, On, At Kullanımı ve Örnekler
İngilizcede in, on ve at zaman edatlarını kolayca ayırt edin. Ay, yıl, gün, tarih ve saat kullanımlarını Türkçe açıklamalar, örnekler, sık hatalar ve alıştırmalarla öğrenin.

İngilizcede İşaret Zamirleri: This, That, These, Those
This, that, these ve those kullanımını örnekler, yaygın hatalar, mini alıştırma ve cevap anahtarıyla öğrenin.
5 dakika
İngilizce kelime testi: 5 dakikada seviyeni gör
Online İngilizce kelime testi ile kelime hazineni hızlıca kontrol et. Temel kelimelerden ileri düzey ifadelere kadar soruları çöz, A1-C2 sonucunu al ve kaç İngilizce kelime bildiğini gör.