Vocab ile gerçek İngilizce kelime hazinesi oluşturmaya başla
Ücretsiz indir. Aralıklı tekrar, konu listeleri ve ana dili telaffuzuyla daha hızlı öğren; öğrendiğin kelimeler aklında kalsın.

En Yaygın 10 İngilizce Sesteş Kelime: 2025 Hatasız Yazım Rehberi
En Yaygın 10 İngilizce Sesteş Kelime: 2025 Hatasız Yazım Rehberi
Selam dostum! Hiç "you're welcome" yerine "your welcome" yazıp biraz mahcup hissettiğin oldu mu? 😅 Endişelenme, yalnız değilsin! Bu hata, sesteş kelime karışıklığının klasik bir örneğidir. İngilizce sesteş kelimeler (homophones) – yani sesleri aynı ama yazılışları ve anlamları farklı olan kelimeler – ana dili İngilizce olanların bile kafasını karıştırabilir. A2'den C1'e kadar her seviyede karşımıza çıkarlar ve bu kelimeleri ayırt edebilmek, İngilizceye hakimiyetin kesin bir işaretidir.
İyi haber şu ki, bu konuyu kalıcı olarak çözmek oldukça kolay. Yüzlerce kural ezberlemenize gerek yok; en yaygın çiftlerin ardındaki mantığı anlamanız yeterli.
Bugün, en sinsi 10 sesteş kelime çiftini yenmek için basit kurallar ve pratik yöntemlerle donanacağız. Bu rehber, ister resmi bir e-posta, ister bir üniversite ödevi veya sadece bir arkadaş mesajı olsun, kendinden emin ve hatasız yazmana yardımcı olacak. Hadi başlayalım! 🚀
Sesteş Kelimeler (Homophones) Nedir ve Neden Bu Kadar Önemlidir?
Sesteş kelimeler (homophones), kulağa ikiz gibi gelen ama yazılış ve anlam olarak farklı olan kelimelerdir. "I'll see you by the sea" ("Seninle denizin kenarında görüşürüz") dediğinizi düşünün; duyduğunuzda "see" (görmek) ve "sea" (deniz) ayırt edilemez. Ama yazıda fark çok büyük! Tek bir küçük hata, "I need more flour" (Daha fazla una ihtiyacım var) ve "I need more flower" (Daha fazla çiçeğe ihtiyacım var) örneklerinde olduğu gibi cümlenin anlamını tamamen değiştirebilir veya sadece detaylara dikkat etmediğinizi gösterebilir.
Bu neden bu kadar önemli? Samimi bir sohbette bu affedilebilir, ancak profesyonel veya akademik bir ortamda bu tür hatalar otoritenizi sarsabilir. Sesteş kelimeleri doğru kullanmak, dile iyi hakimiyetin bir işaretidir. Bu, sadece kelimeleri bildiğinizi değil, aynı zamanda ince farklarını ve bağlamlarını anladığınızı da gösterir. Haydi bu becerimizi geliştirelim!
En Sık Karıştırılan 10 Sesteş Kelime: Kurallar ve Örnekler
Her bir çifti (veya üçlüyü!) basit açıklamalar, farklı durumlar için bolca örnek ve akılda tutma ipuçlarıyla ele alacağız.
1. Their / There / They’re
Bunlar belki de kafa karışıklığı şampiyonlarıdır. Ama rollerini ezberlerseniz her şey çok basit!
- Their - bir iyelik zamiridir, "kimin?" sorusuna cevap verir. Sahiplik gösterir. Akılda tutma yöntemi: İçinde "heir" (mirasçı) kelimesi var, mirasçı bir şeye sahip olur.
- "The students forgot their books." / Öğrenciler kitaplarını (onların kitaplarını) unuttular.
- "It was their decision to move to another city." / Başka bir şehre taşınmak onların kararıydı.
- "I admire their commitment to the project." / Projeye olan bağlılıklarına hayranım.
- "All the cats had finished their food." / Tüm kediler mamalarını bitirmişti.
- "Could you ask them for their opinion?" / Onlara fikirlerini sorabilir misin?
- There - bir yer zarfıdır, "nerede?" sorusuna cevap verir. Bir konumu belirtir veya "there is/are" yapısında kullanılır. Akılda tutma yöntemi: İçinde yine bir yer belirten "here" (burada) kelimesi var.
- "Your keys are over there on the table." / Anahtarların şurada, masanın üzerinde.
- "There is a good reason for this." / Bunun için iyi bir neden var.
- "Let's stop there for a moment." / Orada bir anlığına duralım.
- "There are many people waiting outside." / Dışarıda bekleyen çok sayıda insan var.
- "I've never been there before." / Daha önce hiç orada bulunmadım.
- They’re - "they are" (onlar ...-dır/-dir) ifadesinin kısaltmasıdır. Akılda tutma yöntemi: Eğer "they are" ile değiştirebiliyorsanız, gönül rahatlığıyla "they're" yazın.
- "They’re going to the cinema tonight." / Onlar bu akşam sinemaya gidiyorlar.
- "They’re the best team in the league." / Onlar ligdeki en iyi takım.
- "I think they’re ready for the test." / Bence onlar teste hazırlar.
- "Look, they’re waving at us!" / Bak, bize el sallıyorlar!
- "If they’re late, we'll start without them." / Eğer geç kalırlarsa, onlarsız başlayacağız.
2. Your / You’re
Bir başka klasik hata. Kural yukarıdakiyle aynı: mesele kısaltmada.
- Your - iyelik zamiridir, "senin/sizin?" sorusuna cevap verir.
- "Is this your bag?" / Bu senin çantan mı?
- "I really like your new haircut." / Yeni saç kesimini gerçekten çok beğendim.
- "Please mind your step." / Lütfen adımınıza dikkat edin.
- "What is your favorite color?" / En sevdiğin renk ne?
- "Can I borrow your pen?" / Kalemini ödünç alabilir miyim?
- You’re - "you are" (sen ...-sın/-sin) ifadesinin kısaltmasıdır. Kontrol: "you are" ile değiştirilebilir.
- "You’re an excellent student!" / Sen harika bir öğrencisin!
- "I think you’re making a mistake." / Bence bir hata yapıyorsun.
- "You’re always welcome here." / Burada her zaman hoş karşılanırsın.
- "When you’re ready, we can leave." / Hazır olduğunda çıkabiliriz.
- "You’re doing a great job." / Harika bir iş çıkarıyorsun.
3. Its / It’s
Buradaki karışıklık, iyelik durumunda görmeye alıştığımız kesme işaretinden kaynaklanıyor. Ama burada kuralın bir istisnası var!
- Its - cansız nesneler ve hayvanlar için iyelik zamiridir, "onun?" sorusuna cevap verir. Kesme işareti yoktur!
- "The dog wagged its tail." / Köpek kuyruğunu (onun kuyruğunu) salladı.
- "The company announced its quarterly earnings." / Şirket, çeyrek dönem gelirlerini açıkladı.
- "The phone fell and its screen cracked." / Telefon düştü ve ekranı çatladı.
- "The tree has lost all of its leaves." / Ağaç tüm yapraklarını döktü.
- "Each country has its own traditions." / Her ülkenin kendi gelenekleri vardır.
- It’s - "it is" veya "it has" ifadelerinin kısaltmasıdır. Kontrol: "it is" veya "it has" ile değiştirilebilir.
- "It’s a beautiful day!" / Bu harika bir gün! (It is a...)
- "It’s been a long time since we last met." / Son görüşmemizden bu yana uzun zaman geçti. (It has been...)
- "It’s important to double-check your work." / İşini iki kez kontrol etmek önemlidir.
- "It’s raining outside." / Dışarıda yağmur yağıyor.
- "Hurry up, it’s almost midnight!" / Acele et, neredeyse gece yarısı oldu!
4. To / Too / Two
Kulağa tamamen aynı geliyorlar, ama anlamları tamamen farklı. Bağlam, en iyi dostunuzdur.
- To - yönelme edatıdır ("-e", "-a") veya mastar (infinitive) önündeki parçacıktır.
- "I need to go to the store." / Markete gitmem gerekiyor.
- "She gave the book to me." / Kitabı bana verdi.
- "They are learning to speak English." / İngilizce konuşmayı öğreniyorlar.
- "Let's go to the park." / Hadi parka gidelim.
- "I promise to call you later." / Seni sonra arayacağıma söz veriyorum.
- Too - "de, da" (ayrıca) veya "çok, aşırı" anlamına gelir. İpucu: Fazladan "o" harfi, fazlalığı ("aşırı") veya eklemeyi ("de, da") ima eder.
- "This coffee is too hot. I want to go, too." / Bu kahve çok sıcak. Ben de gitmek istiyorum.
- "He is too tired to continue." / Devam etmek için çok yorgun.
- "Are you coming with us, too?" / Sen de bizimle geliyor musun?
- "It's never too late to learn." / Öğrenmek için asla çok geç değildir.
- "I ate too much cake." / Çok fazla kek yedim.
- Two - rakam olan 2'dir.
- "I have two cats." / İki kedim var.
- "She bought two tickets for the show." / Gösteri için iki bilet aldı.
- "The meeting is at two o'clock." / Toplantı saat ikide.
- "It takes two to tango." / Tango için iki kişi gerekir (atasözü).
- "I'll have two scoops of ice cream, please." / İki top dondurma alabilir miyim, lütfen.
5. By / Buy / Bye
Bu üçlü günlük konuşmada sıkça karşımıza çıkar.
- By - çok işlevli bir edattır; yakınındaki bir yeri ("yanında"), eylem biçimini ("aracılığıyla"), faili veya son tarihi belirtir.
- "The book was written by Stephen King. I'll be there by 5 PM." / Kitap Stephen King tarafından yazıldı. Saat 5'e kadar orada olacağım.
- "Can you send the report by email?" / Raporu e-posta ile gönderebilir misin?
- "He lives by the river." / Nehir kenarında yaşıyor.
- "I was surprised by the news." / Haberler beni şaşırttı.
- "Please finish this task by Friday." / Lütfen bu görevi Cuma gününe kadar bitir.
- Buy - "satın almak" fiilidir.
- "I need to buy some milk." / Biraz süt almam gerekiyor.
- "Where did you buy that dress?" / O elbiseyi nereden aldın?
- "They want to buy a new car." / Yeni bir araba almak istiyorlar.
- "I'll buy you lunch today." / Bugün sana öğle yemeği ısmarlayacağım (kelimenin tam anlamıyla: sana öğle yemeği alacağım).
- "Money can't buy happiness." / Para mutluluğu satın alamaz.
- Bye - "goodbye" (hoşça kal, güle güle) kelimesinin kısaltmasıdır.
- "See you tomorrow, bye!" / Yarın görüşürüz, hoşça kal!
- "He waved bye as the train departed." / Tren kalkarken el sallayarak veda etti.
- "It's time to say bye." / Veda etme zamanı.
- "Bye for now!" / Şimdilik hoşça kal!
- "Okay, bye! Talk to you soon." / Tamam, hoşça kal! Yakında görüşürüz.
6. Wear / Where
Başlangıçtaki [w] ve [h] sesleri kafa karıştırıcı olabilir, ancak anlamları tamamen farklıdır.
- Wear - "giymek" (kıyafet, aksesuar) veya "yıpranmak, eskimek" fiilidir.
- "What are you going to wear to the party?" / Partiye ne giyeceksin?
- "He always wears a hat." / O her zaman şapka takar.
- "You should wear sunscreen." / Güneş kremi kullanmalısın.
- "The tires on the car are starting to wear out." / Arabanın lastikleri eskimeye başlıyor.
- "She doesn't like to wear bright colors." / Canlı renkler giymeyi sevmez.
- Where - "nerede?", "nereye?" soru kelimesi veya bağlaçtır.
- "Where are you from?" / Nerelisin?
- "Where did I leave my glasses?" / Gözlüğümü nerede bıraktım?
- "This is the house where I grew up." / Bu, büyüdüğüm ev.
- "Where should we go for dinner?" / Akşam yemeği için nereye gitmeliyiz?
- "I don't know where he is." / Onun nerede olduğunu bilmiyorum.
7. See / Sea
Basit bir çift, ancak akıcı konuşmada karıştırılması kolaydır.
- See - "görmek", "anlamak" fiilidir.
- "I can see you!" / Seni görebiliyorum!
- "Do you see what I mean?" / Ne demek istediğimi anlıyor musun?
- "I went to see the doctor yesterday." / Dün doktora gittim.
- "Let's wait and see what happens." / Bekleyip ne olacağını görelim.
- "Long time no see!" / Görüşmeyeli uzun zaman oldu!
- Sea - "deniz" ismidir.
- "I love swimming in the sea." / Denizde yüzmeyi seviyorum.
- "The ship sailed across the open sea." / Gemi açık denizde yol aldı.
- "We had a beautiful view of the sea from our hotel room." / Otel odamızdan harika bir deniz manzaramız vardı.
- "There are many strange creatures in the deep sea." / Denizin derinliklerinde birçok garip yaratık var.
- "He could smell the salt from the sea." / Denizden gelen tuz kokusunu alabiliyordu.
8. Sun / Son
İşte bağlamın her şeyi çözdüğü bir başka çift.
- Sun - "güneş" ismidir.
- "The sun is shining brightly today." / Güneş bugün pırıl pırıl parlıyor.
- "We watched the sun set over the horizon." / Güneşin ufukta batışını izledik.
- "Plants need the sun to grow." / Bitkilerin büyümek için güneşe ihtiyacı vardır.
- "Don't look directly at the sun." / Doğrudan güneşe bakma.
- "The Earth revolves around the Sun." / Dünya, Güneş'in etrafında döner.
- Son - "oğul" ismidir.
- "My son is five years old." / Oğlum beş yaşında.
- "He is the proud father of a newborn son." / O, yeni doğmuş bir oğulun gururlu babasıdır.
- "Their son is studying at university." / Onların oğlu üniversitede okuyor.
- "Like father, like son." / Armut dibine düşer (atasözü, aslı: Babası gibi, oğlu da öyle).
- "She called her son to wish him a happy birthday." / Oğlunu doğum gününü kutlamak için aradı.
9. Right / Write
Burada 'write' kelimesindeki okunmayan 'w' harfi yüzünden hata yapmak kolaydır.
- Right - birkaç anlamı vardır: "sağ" (solun tersi), "doğru", "hak".
- "Turn right at the corner. That's the right answer." / Köşeden sağa dön. Bu doğru cevap.
- "You have the right to remain silent." / Sessiz kalma hakkına sahipsiniz.
- "I'll be right back." / Hemen döneceğim.
- "Is this the right way to the station?" / İstasyona giden doğru yol bu mu?
- "Everyone has basic human rights." / Herkesin temel insan hakları vardır.
- Write - "yazmak" fiilidir.
- "Please write your name here." / Lütfen adınızı buraya yazın.
- "I need to write an email to my boss." / Patronuma bir e-posta yazmam gerekiyor.
- "She loves to write poetry." / Şiir yazmayı seviyor.
- "Did you write down the address?" / Adresi not aldın mı?
- "He is learning to write in cursive." / El yazısıyla yazmayı öğreniyor.
10. Accept / Except
Bu kelimeler kulağa çok benzer gelir, ancak anlamları neredeyse zıttır. Resmi yazışmalarda bunları karıştırmamak çok önemlidir.
- Accept (kabul etmek, razı olmak) - bir fiildir. "access" (erişim) kelimesi gibi "ac" ile başlar - bir şeye erişim izni verir, onu kabul edersiniz.
- "I accept your apology." / Özürünü kabul ediyorum.
- "She decided to accept the job offer." / İş teklifini kabul etmeye karar verdi.
- "Please accept this gift as a token of our gratitude." / Lütfen bu hediyeyi minnettarlığımızın bir göstergesi olarak kabul edin.
- "He finds it hard to accept criticism." / Eleştiriyi kabul etmekte zorlanıyor.
- "Do you accept credit cards here?" / Burada kredi kartı kabul ediyor musunuz?
- Except (hariç, dışında) - bir edat veya bağlaçtır. "exclude" (hariç tutmak) veya "exit" (çıkış) gibi "ex" ile başlar.
- "Everyone is here except John." / John hariç herkes burada.
- "The store is open every day except Sunday." / Mağaza Pazar hariç her gün açık.
- "I like all kinds of fruit except for bananas." / Muz hariç her türlü meyveyi severim.
- "He ate everything on his plate except the vegetables." / Tabağındaki sebzeler hariç her şeyi yedi.
- "There was nothing to do except wait." / Beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.
Kendini Sına: Mini Test
Şimdi her şeyi ne kadar iyi öğrendiğini test edelim! Pratik yapmak, başarının anahtarıdır. Her cümleye doğru kelimeyi yerleştir. Cevaplar aşağıda! 😉
- (They're / Their / There) going to visit ... new house.
- (It's / Its) a shame that the team lost ... final game.
- Could you ... me a ticket ... the concert? I want to go, ... !
- (Your / You're) not going to believe what ... sister said.
- I can't ... your offer, ... for one condition.
- My ... loves to play in the ... .
- I need to ... a new coat to ... for the winter.
- ... do you think you are going?
- Please ... down the correct answer on the ... side of the page.
- I'll be ... in a minute, just have to say ... to my mom.
Testin Cevapları:
- They're, their
- It's, its
- buy, to, too
- You're, your
- accept, except
- son, sun
- buy, wear
- Where
- write, right
- there, bye
Nasıl gitti? Birkaç hata yaptıysan, bu kesinlikle normal! Bu, öğrenme sürecinin bir parçası. Önemli olan nedenini anlamak ve pratik yapmaya devam etmek. Bu sayfayı yer imlerine ekle ve şüpheye düştüğünde geri dön. Konuyu pekiştirmek için yorumlarda kendi örneklerini yaz!
Sesteş kelimeleri özgüvenle kullanmak, akıcı ve doğru İngilizceye giden yolda bir sonraki adımın. Başarılar! 👍
Ek Materyaller
- 🎧 Vocab app podcast'i ile öğrenmenizi geliştirin - dinleme becerilerinizi geliştirmek ve ilgi çekici sesli içeriklerle kelime dağarcığınızı genişletmek için harika bir kaynak.
- 📱 Vocab app uygulamasıyla kelime dağarcığınızı güçlendirin - yeni kelimeleri etkili ve verimli bir şekilde öğrenmenize yardımcı olmak için tasarlanmış mükemmel bir araç.
Önerilen yazılar
5 dakika
İngilizce kelime dağarcığını 5 dakikada test et
Ücretsiz testimizle tam kelime seviyeni keşfet. Temel kelimelerden ileri düzey terimlere, A1-C2 skorunu hemen al ve gerçekten kaç İngilizce kelime bildiğini gör.
