Blog/Yeni Başlayanlar İçin 10 Önemli İngilizce İfade: Bölüm 3 – Sohbet, Seyahat ve Alışveriş
Yeni Başlayanlar İçin 10 Önemli İngilizce İfade: Bölüm 3 – Sohbet, Seyahat ve Alışveriş

Yazar: Vocab Team

Son güncelleme:

Yeni Başlayanlar İçin 10 Önemli İngilizce İfade: Bölüm 3 – Sohbet, Seyahat ve Alışveriş

Vocab ile gerçek İngilizce kelime hazinesi oluşturmaya başla

Ücretsiz indir. Aralıklı tekrar, konu listeleri ve ana dili telaffuzuyla daha hızlı öğren; öğrendiğin kelimeler aklında kalsın.

Yeni Başlayanlar İçin Kendinden Emin Bir Şekilde Konuşmak İçin 10 Önemli İngilizce İfade: Bölüm 3 – Pratik Yapıyoruz

İngilizce dünyasındaki keyifli yolculuğumuza devam ediyoruz! Önceki bölümlerde, selamlaşma, teşekkür, özür dileme ve temel bilgi alma gibi en temel ifadeleri ele almıştık – bunlar iletişiminizin temeli. Şimdi bir adım daha ileri gidiyoruz! Hadi günlük hayatın içinde, örneğin restoranda sipariş vermek, alışveriş yapmak, şehirde yolunu bulmak ya da yeni biriyle ayaküstü sohbet (small talk) etmek gibi daha belirgin durumlar için işinize çok yarayacak 10 ifadeyi daha ekleyelim. Bu ifadeleri öğrenmek, konuşmalarınızı daha akıcı ve doğal hale getirecek.

1. Could you show me on the map? (Haritada gösterebilir misiniz?)

Nasıl kullanılır: Yabancı bir şehirde ya da mahallede kaybolduğunuzda veya belirli bir yer aradığınızda bu ifade adeta can simidi olur. Sadece yön öğrenmekle kalmaz, aynı zamanda güzergahı gözünüzde canlandırabilirsiniz. Özellikle sözel tarifleri anlamakta zorlanıyorsanız bu çok işinize yarar.
Örnekler:
  • "I'm looking for the National Museum. Could you show me on the map?" (Ulusal Müzeyi arıyorum. Haritada gösterebilir misiniz?)
  • "Could you show me the way to the nearest metro station on the map, please?" (En yakın metro istasyonunun yolunu haritada gösterebilir misiniz?)
  • "This address is quite confusing. Could you show me on the map exactly where it is?" (Bu adres biraz karışık. Tam olarak nerede olduğunu haritada gösterebilir misiniz?)
  • "I think I'm completely lost. Could you show me on the map where we are now?" (Sanırım tamamen kayboldum. Şu an nerede olduğumuzu haritada gösterebilir misiniz?)
  • "Could you mark the hotel location on the map for me, please?" (Otelin yerini haritada işaretleyebilir misiniz?)
  • "Is the post office far from here? Could you show me on the map?" (Postane buradan uzak mı? Haritada gösterebilir misiniz?)
  • "We want to get to the viewpoint. Could you show me the best route on the map?" (Manzara noktasına gitmek istiyoruz. En iyi rotayı haritada gösterebilir misiniz?)
  • "My phone battery is dead. Could you show me the bus stop on the map?" (Telefonumun şarjı bitti. Otobüs durağını haritada gösterebilir misiniz?)

2. How far is it? (Ne kadar uzak?)

Nasıl kullanılır: Haritada yerini öğrendikten veya yön tarifinden sonra sıkça sorulan, çok kullanışlı bir soru. Mesafeyi, tahmini süreyi ve oraya yürüyerek mi, toplu taşımayla mı, taksiyle mi gitmenin daha uygun olduğunu anlamanızı sağlar.
Örnekler:
  • "How far is it to the city center from here?" (Buradan şehir merkezine ne kadar uzak?)
  • "Okay, I see the restaurant on the map now. How far is it approximately?" (Tamam, restoranı haritada gördüm. Yaklaşık olarak ne kadar uzak?)
  • "How far is it to walk from the hotel?" (Otelden yürüyerek ne kadar sürer?)
  • "Is it far from here? How far is it by bus, maybe?" (Buradan uzak mı? Otobüsle ne kadar sürer?)
  • "How far is the nearest supermarket? Can I walk there?" (En yakın süpermarket ne kadar uzakta? Yürüyerek gidebilir miyim?)
  • "You said the park is nearby. How far is it exactly?" (Parkın yakın olduğunu söylediniz. Tam olarak ne kadar uzak?)
  • "How far is it to the airport by taxi?" (Taksiyle havaalanı ne kadar uzak?)
  • "We have about an hour. How far is it to the gallery? Will we make it?" (Yaklaşık bir saatimiz var. Galeriye ne kadar uzak? Yetişir miyiz?)

3. What do you recommend? (Ne tavsiye edersiniz?)

Nasıl kullanılır: Restoran, kafe, bar ya da mağazada kullanabileceğiniz harika bir genel ifade. Kararsız kaldığınızda, yerel bir şey denemek istediğinizde ya da çalışanların fikrine güvendiğinizde çok işe yarar. Aynı zamanda yeni şeylere açık olduğunuzu da gösterir.
Örnekler:
  • "Everything on the menu looks delicious! What do you recommend?" (Menüdeki her şey çok lezzetli görünüyor! Siz ne tavsiye edersiniz?)
  • "I'm not sure what to order for dessert. What do you recommend?" (Tatlı olarak ne sipariş edeceğime emin değilim. Ne tavsiye edersiniz?)
  • "What's your most popular local dish? What do you recommend?" (En çok tercih edilen yerel yemeğiniz hangisi? Ne önerirsiniz?)
  • "I'm looking for a unique souvenir. What do you recommend?" (Farklı bir hediyelik arıyorum. Ne tavsiye edersiniz?)
  • "For someone trying local craft beer for the first time, what do you recommend?" (İlk kez yerel craft bira deneyecek biri için ne tavsiye edersiniz?)
  • "I need a gift for my friend. She likes handmade things. What do you recommend?" (Arkadaşıma hediye alacağım. El yapımı şeyleri sever. Ne önerirsiniz?)
  • "Which wine goes best with this fish? What do you recommend?" (Bu balığa en çok hangi şarap gider? Ne tavsiye edersiniz?)
  • "I want to try something traditional. What do you recommend?" (Geleneksel bir şey denemek istiyorum. Ne önerirsiniz?)

4. I'll have... / I'd like... (Ben ... alayım / Ben ... istiyorum)

Nasıl kullanılır: Restoran, kafe ya da barda sipariş verirken kullanabileceğiniz nazik ve standart kalıplar. Seçiminizi yaptıktan sonra (belki de "What do you recommend?" sorusundan sonra) kullanılır. "I'll have..." biraz daha kararlı bir tondadır, "I'd like..." ise kibar ve hafif resmidir. İkisi de çok yaygın ve doğrudur.
Örnekler:
  • "Okay, I'll have the chicken soup and the green salad, please." (Tamam, ben tavuk çorbası ve yeşil salata alayım lütfen.)
  • "I'd like a large cup of black coffee and a blueberry muffin." (Büyük bir kupa sade kahve ve yaban mersinli muffin istiyorum.)
  • "She's having the pasta. I think I'll have the same as her." (O makarna alıyor. Ben de aynısından alayım.)
  • "After looking at the menu, I think I'd like to try the steak, medium rare." (Menüye baktıktan sonra, orta pişmiş biftek denemek istiyorum.)
  • "For my main course, I'll have the grilled fish with vegetables." (Ana yemek olarak ızgara balık ve sebze alayım.)
  • "I'd like a bottle of still water for the table, please." (Masaya bir şişe sade su istiyorum lütfen.)
  • "I'll have the pizza Margherita." (Ben bir Margherita pizza alayım.)
  • "To start, I'd like the tomato soup." (Başlangıç olarak domates çorbası istiyorum.)

5. Can I pay by card/cash? (Kartla/nakit ödeyebilir miyim?)

Nasıl kullanılır: Alışverişte, restoranda, takside ya da ödeme yapacağınız herhangi bir yerde sipariş vermeden önce ya da ödeme sırasında sorabileceğiniz çok temel bir soru. Sadece bir ödeme seçeneğiniz varsa ve o kabul edilmiyorsa tatsız bir sürpriz yaşamamak için sorulur.
Örnekler:
  • "Excuse me, can I pay by credit card here?" (Affedersiniz, burada kredi kartıyla ödeyebilir miyim?)
  • "Do you accept Visa cards, or should I pay cash?" (Visa kart kabul ediyor musunuz, yoksa nakit mi ödemeliyim?)
  • "Can I pay by cash? I don't have my card with me." (Nakit ödeyebilir miyim? Kartım yanımda yok.)
  • "Is it possible to pay by card, or is it cash only?" (Kartla ödeme mümkün mü, yoksa sadece nakit mi?)
  • "Before we order our meal, can I just check if I can pay by card?" (Sipariş vermeden önce, kartla ödeme yapabilir miyim diye sorabilir miyim?)
  • "What forms of payment do you accept? Can I pay by card?" (Hangi ödeme yöntemlerini kabul ediyorsunuz? Kartla ödeyebilir miyim?)
  • "Can I pay by American Express?" (American Express kartla ödeyebilir miyim?)
  • "Is there a minimum amount for card payments?" (Kartla ödemede alt limit var mı?)

6. Where are the fitting rooms? (Deneme kabinleri nerede?)

Nasıl kullanılır: Kıyafet ya da ayakkabı alışverişinde, beğendiğiniz ürünleri satın almadan önce denemek istediğinizde mağaza görevlisine sorabileceğiniz olmazsa olmaz bir soru.
Örnekler:
  • "Excuse me, where are the fitting rooms, please?" (Affedersiniz, deneme kabinleri nerede?)
  • "I'd like to try this sweater on. Where are the fitting rooms?" (Bu kazağı denemek istiyorum. Deneme kabinleri nerede?)
  • "Could you tell me where the fitting rooms are located in this department?" (Bu bölümde deneme kabinleri nerede, söyleyebilir misiniz?)
  • "Are there any fitting rooms on this floor, or should I go upstairs?" (Bu katta deneme kabini var mı, yoksa yukarıya mı çıkmalıyım?)
  • "I found a pair of jeans I like. Where are the fitting rooms, please?" (Hoşuma giden bir kot buldum. Deneme kabinleri nerede?)
  • "Could you direct me to the fitting rooms?" (Beni deneme kabinlerine yönlendirebilir misiniz?)
  • "I have a few items to try on. Where are the fitting rooms?" (Denemek istediğim birkaç parça var. Deneme kabinleri nerede?)
  • "Are the fitting rooms occupied right now?" (Şu anda deneme kabinleri dolu mu?)

7. What do you do? (Ne iş yapıyorsunuz?)

Nasıl kullanılır: Sohbet sırasında karşı tarafın mesleğini ya da uğraşını sormak için kullanılan çok yaygın ve kibar bir soru. Hem karşınızdakine ilgi gösterdiğinizi belli eder hem de konuşmayı ilerletmek için güzel bir fırsattır. Dikkat: İngilizcede "What do you do?" doğrudan meslek sorar; Türkçedeki karşılığı da genellikle "Ne iş yapıyorsunuz?" veya "Ne işle meşgulsünüz?" olur. "What do you do for a living?" de benzer anlamdadır.
Örnekler:
  • "It was nice meeting you, Sarah. So, what do you do?" (Tanıştığıma memnun oldum Sarah. Ne iş yapıyorsunuz?)
  • "You mentioned you work in the city center. What do you do there?" (Şehir merkezinde çalıştığınızı söylediniz. Orada ne işle meşgulsünüz?)
  • "If you don't mind me asking, what do you do?" (Sormamda sakınca yoksa, ne iş yapıyorsunuz?)
  • "I'm a software developer. What about you? What do you do?" (Yazılım geliştiricisiyim. Siz ne iş yapıyorsunuz?)
  • "That sounds like an interesting field. What exactly do you do?" (Kulağa ilginç bir alan gibi geliyor. Tam olarak ne iş yapıyorsunuz?)
  • "So, what do you do when you're not travelling?" (Peki, seyahat etmediğinizde ne yapıyorsunuz?)
  • "My name is Peter. I'm visiting from Canada. What do you do?" (Benim adım Peter. Kanada'dan geldim. Siz ne iş yapıyorsunuz?)
  • "What do you do? Is your job related to languages?" (Ne iş yapıyorsunuz? İşiniz dillerle ilgili mi?)

8. Where are you from? (Nerelisiniz?)

Nasıl kullanılır: Yeni biriyle tanışınca ya da yabancı biriyle sohbet ederken dostça ve samimi bir başlangıç sorusudur. Karşınızdakinin nereli olduğunu öğrenir, sohbeti kültür, seyahat veya memleket hakkında ilerletebilirsiniz.
Örnekler:
  • "Your accent is very nice. Where are you from?" (Aksanınız çok hoş. Nerelisiniz?)
  • "Hi, I'm Alex from Russia. Where are you from?" (Merhaba, ben Alex Rusya'dan. Siz nerelisiniz?)
  • "Nice to meet you! Are you from around here, or where are you originally from?" (Tanıştığımıza memnun oldum! Buralı mısınız, yoksa aslen nerelisiniz?)
  • "I heard you speaking Italian earlier. Where are you from in Italy?" (Az önce İtalyanca konuştuğunuzu duydum. İtalya'nın neresindensiniz?)
  • "We are visiting from Germany for a week. Where are you from?" (Bir haftalığına Almanya'dan geldik. Siz nerelisiniz?)
  • "Excuse me, I noticed your backpack's flag. Where are you from?" (Affedersiniz, çantanızdaki bayrağı fark ettim. Nerelisiniz?)
  • "You seem familiar with this city. Are you from here?" (Bu şehre oldukça hakimsiniz gibi. Buralı mısınız?)
  • "I'm curious, where are you from? Your English is excellent." (Merak ettim, nerelisiniz? İngilizceniz çok iyi.)

9. I like... / I don't like... (... hoşuma gidiyor / ... hoşuma gitmiyor)

Nasıl kullanılır: Yemek, içecek, müzik, film, kitap, mekan, aktivite – ne olursa olsun, zevklerinizi, fikirlerinizi ya da hislerinizi anlatmanın temel yolu. Beğeni ve beğenmediklerinizi ifade etmek, daha samimi ve anlamlı sohbetler için anahtardır.
Örnekler:
  • "I really like this type of music. It's very relaxing." (Bu müzik tarzını gerçekten seviyorum. Çok rahatlatıcı.)
  • "To be honest, I don't like spicy food very much." (Açıkçası, acılı yemekleri pek sevmem.)
  • "I like visiting historical museums and art galleries." (Tarihi müzeleri ve sanat galerilerini gezmeyi severim.)
  • "I don't like this color for the walls, maybe something lighter?" (Duvarlar için bu rengi beğenmedim, belki daha açık bir şey?)
  • "I like walking in the park early in the morning, but I don't like crowded places in the afternoon." (Sabah erken parkta yürümeyi severim ama öğleden sonra kalabalık yerleri sevmem.)
  • "I like dogs, but I'm allergic to cats." (Köpekleri severim ama kedilere alerjim var.)
  • "I don't like horror movies; I prefer comedies." (Korku filmlerini sevmem; komedileri tercih ederim.)
  • "I like trying new things when I travel." (Seyahatte yeni şeyler denemeyi severim.)
  • "I don't like getting up early on weekends." (Hafta sonu erken kalkmayı sevmem.)

10. What do you think? (Sen ne düşünüyorsun? / Siz ne düşünüyorsunuz?)

Nasıl kullanılır: Karşınızdakinin fikrini sormak, öneri almak ya da onun bakış açısının sizin için önemli olduğunu göstermek için kullanılan basit ama etkili bir ifade. Sohbeti karşılıklı ve daha yakın hale getirir.
Örnekler:
  • "I'm thinking of going to the cinema tonight to watch the new Marvel movie. What do you think?" (Bu akşam yeni Marvel filmini izlemek için sinemaya gitmeyi düşünüyorum. Sen ne düşünüyorsun?)
  • "This is my initial idea for the presentation. What do you think about it?" (Bu sunum için ilk fikrim. Siz ne düşünüyorsunuz?)
  • "I really like this option, but I'm still not sure if it's the best one. What do you think?" (Bu seçeneği çok beğendim ama en iyisi mi emin değilim. Sizce?)
  • "We could eat at this Italian place or try that new Thai restaurant next door. What do you think?" (İstersen şu İtalyan restoranda yiyelim, istersen yeni açılan Tay restoranını deneyelim. Sen ne dersin?)
  • "What do you think about this travel plan for next summer?" (Gelecek yaz için bu seyahat planı hakkında ne düşünüyorsun?)
  • "I painted this picture. It's my first attempt. What do you think?" (Bu tabloyu ben yaptım. İlk denemem. Ne düşünüyorsun?)
  • "Should I buy the blue shirt or the red one? What do you think?" (Mavi gömleği mi alsam, kırmızı olanı mı? Sen ne dersin?)
  • "He suggested we start the meeting at 9 AM. What do you think?" (Toplantıyı sabah 9'da başlatmayı önerdi. Siz ne düşünüyorsunuz?)

Sonuç

Bu on ifade, İngilizcede daha rahat ve kendinden emin konuşmanın bir adım daha ötesi. Sohbetlerinize esneklik katar, ister lezzetli bir yemek siparişinde, ister alışverişte, ister yeni insanlarla tanışırken ya da fikir alışverişinde size büyük kolaylık sağlar.
Unutmayın, konuşmaktan ve hata yapmaktan korkmayın! Hata yapmak öğrenme sürecinin doğal bir parçası. Bu ifadeleri yüksek sesle pratik edin: kafanızda canlandırarak, kendi kendinize konuşarak ya da ana dili İngilizce olanlarla veya diğer öğrencilerle sohbet ederek. Kendi ihtiyaçlarınıza göre cümleler kurup, pratik yapmayı ihmal etmeyin. Ne kadar çok kullanırsanız, o kadar çabuk doğal bir şekilde kelime dağarcığınızın parçası olur ve kendinize güveniniz artar. İngilizce öğrenme yolculuğunuzda bol şans!

Ekstra Çalışma Kaynakları

Daha fazla pratik ve hızlı ilerleme için şu kaynaklara göz atabilirsiniz:
  • 📱 Vocab uygulamasıyla kelime öğrenimini hızlandırın: İngilizce kelime ve ifadeleri hızlı ve etkili şekilde öğrenmenizi sağlayan harika bir uygulama. Vocab App'i mutlaka inceleyin.
  • 🎧 Vocab Podcast ile dinleme becerilerinizi geliştirin: İngilizceyi duyarak anlamak ve kelime dağarcığınızı artırmak için eğlenceli ve faydalı bir sesli kaynak. Vocab podcast YouTube'da ve dinleyebilirsiniz.
5 dakika

İngilizce kelime testi: 5 dakikada seviyeni gör

Online İngilizce kelime testi ile kelime hazineni hızlıca kontrol et. Temel kelimelerden ileri düzey ifadelere kadar soruları çöz, A1-C2 sonucunu al ve kaç İngilizce kelime bildiğini gör.